About us

Üç Tepe Höyük Kazısı

Höyük, Diyarbakır’ın 40 km. güneydoğusunda, Diyarbakır-Bismil karayolunun kenarında, Batılılarca Kurkh denen, eski Kerh ya da Kerh-i Dicle köyünün batısında, Dicle’nin kollarından biri olan Göksu Çayı’nın kıyısında yer almaktadır. 250x200 m. boyutlarında, 44 m. yüksekliği ile Güneydoğu Anadolu’nun en  büyük höyüklerinden biridir. Diyarbakır Müze Müdürlüğü ile İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Veli Sevin’in ortaklaşa yürüttükleri kazıya 1988 yılında başlanmıştır.

Höyük, 1865 yılında buruda bulunan iki stelle Arkeoloji dünyasında ün ve önem kazanmıştır. Assur imparatorlarından II. Aşşur-nasir-apli ( İ.Ö. 883-859) ve oğlu III. Şulmanuaşerid’e (İ.Ö. 858-824) ait yazıtlı ve kabartmalı  bu steller, bu gün British Museum’da sergilenmektedir. Assur ülkesinin kuzey sınırında yer alan bu bölgenin Assurlular’ın gözünde büyük bir önem taşıdığı ve II. Aşşur-nasir-apli’nin burada Urartular’a komşu bir sınır eyaleti oluşturup, bir saray inşa ettirttiği, stellerin üzerindeki yazıtlardan anlaşılmaktadır.  Yine Üçtepe ve yakın çevresinin aynı zamanda Mitanni Devleti’nin merkez bölgesi olduğu, I. Adad-nirari (İ.Ö. 1307-1275) dönemine ait Assur belgelerinden öğrenilmektedir.

Höyük, Erken Kalkolitik Çağ’dan Roma İmparatorluk Dönemi’ne kadar sürekli bir yerleşime sahne olmuştur.      

Bugüne kadar yapılan kazılarda Roma dönemi ne ait mimari kalıntılar, plan itibari ile pek fazla bilgi vermemekle birlikte 3 yapı katı açığa çıkarılmıştır.  İlk yapı katında bir taban ve bir tandır bulunmuştur. Ancak bu katta ele geçen buluntular arasında iki adet geç Roma sikkesi, Aramice yazıtlı taş kabartma ve latince yazıtlı bir kitabe parçası tarihleme açısından oldukça önem taşımaktadırlar. İkinci yapı katında tam plan vermeyen dere taşlarından örülü duvar kalıntıları bulunmuştur. Ancak üçüncü yapı katında, tabanının çakıl taşlarından ilginç bir döşeme ile kaplandığı dörtgen planlı bir mekan bulunmuştur. Bu yapıda bulunan Roma İmparatorluk çağ sikkesi yapıyı tarihlemede yardımcı olmuştur .

Helenistik döneme ait dere taşlarından temellerin üzeri kerpiç duvarlara sahip oldukça özenli, çakıl taşlarının ikiye bölünerek düz kısımları üste gelecek şekilde yapılmış bir döşeme açığa çıkarılmıştır.  Yine  Sıvalı ve sıvaların üzerinin siyah, yeşil, kırmızı ve beyaz renkte boyalı olduğu kerpiç duvarlı yapı kalıntılarının  bulunması, yine Tigranes adlı Armania kralına ait oldukları belirlenen dört adet sikkenin ele geçmesi  oldukça ilginçtir.

1988-1992 yılları arasında yapılan beş sezonluk kazı çalışmalarında Helenistik Dönem yapı katlarının altında Yeni Assur Dönemine ait yapı katları tespit edilmiş ve oldukça özenli inşa edilmiş, saray olabileceği düşünülen yapı kalıntıları ile  sur duvarı  kalıntıları bulunmuştur. Höyüğün kuzey kesiminde Yeni Assur Dönemi eyalet sarayına ait olduğu düşünülen, kalınlığı; 5.50 m. yi bulan bir duvar ve bununla bağlantılı olacağı düşünülen çamur sıva üzerine siyah-beyaz renkte boyalarla yapılmış duvar resmi parçaları  açığa çıkarılmıştır. Bu tür bezemeli duvar örneklerini, Ninive, Kalhu ve Dur-Şarrukin gibi başkentler ve Til Barsip ve Hadatu gibi eyalet merkezlerinde de görmekteyiz.  Yapının özenli mimarisinin yanı sıra Dicle Vadisine bakan konumu da şimdiye kadar bilinen öteki Yeni Assur saraylarının konumlarına da benzerlik göstermekte, ayrıca II. Assurnasirpal ve oğlu III. Salmanassar’a ait stellerinde yine bu kesimde bulunması  bu yapının saray olma düşüncesini güçlendirmektedir .

Yeni Assur Dönemine ait ikinci önemli yapı, höyüğün doğu kesiminde  bulunmuştur. Kuzey-güney doğrultuda uzanan bazalt sur duvarı ile onunla bağlantılı olduğu düşünülen doğu-batı doğrultuda uzanan biribirine paralel dört kerpiç duvar  açığa çıkarılmıştır. Bu dört duvardan en güneydeki bazalt taşlarla sınırlandırılmış çakıl taşlarla örülü bir temel üzerine, diğerleri ise doğrudan toprak üzerine oturtulmuştur. Yaklaşık 2 . 00 m. kalınlığında olan bu duvarların doğu uçları, höyüğü bir kuşak gibi çevrelediği düşünülen çakıl dolgu ile birleşmektedir. Kazıcılar tarafından yapılan çalışmalar sonucunda, bu çakıl dolgunun, günümüze iki yada üç taş sırası kalmış, bir sur duvarının iç dolgusu olduğu anlaşılmıştır. Kuzey-güney yönünde uzanan bazalt duvarın, yüzeye yakın olan büyük bölümünün köylülerce sökülerek, Dicle’nin kollarından biri olan Ambar Çayı üzerinde yapılan demiryolu köprüsü inşaatında kullanılmak üzere taşındığı öğrenilmiştir.

Prof. Dr. Veli Sevin, Üçtepe’yi baştan başa kuşattığı anlaşılan bu duvarın, 1865 yılında höyüğün ilk keşfini gerçekleştirmiş olan  J. G. Taylor’ın ( “Travels in Kurdistan”, Journal of the Royal Geographical Society XXXV, 1865, 22 vdd. ) konu ettiği ve Part Dönemi’ne tarihlediği surun, günümüze ulaşmış kalıntıları  olduğunu düşünmektedir.  Yeni Assur Dönemi’ne ait 3 yapı katı saptanmıştır.  Yine bu dönem yerleşmesinde açığa çıkarılan bir anne ile çocuğuna ait mezarda, oldukça nitelikli beyaz porselenden kaplar, altın hızma ve  küpeler, boncuk dizisi kolyeler, bronz yüzük ve bilezikler, kemik nesneler bulunmuştur .

Yeni Assur yerleşmelerinin altında  önemli bir yapıya ilişkin mimarlık kalıntıları ile çok zengin buluntular elde edilmiştir. Doğu  yamaçta açığa çıkarılan   M.Ö. 2. Bin yılın ilk yarısına ve hatta M. Ö. 17. Yüzyıl civarına ait olan  koridor şeklindeki bu yapı, kuzey-güney doğrultuda uzanmaktadır. Yapılan kazılarda ne kuzey ne de güney ucu belirlenememiş olan yapı, bazalt temel üzerinde kerpiç duvarlara sahiptir. Son derece önemli saray türü bir yapıya ait olması gereken yapının içinde 2. Bin yılın ilk yarısına tarihlenen iri depo kapları ve çok sayıda farklı boyutlarda kaplara ait parçalar bulunmuştur. Yine bu buluntular arasında, pembe renk hamurlu ve astarlı, çark yapımı, iyi pişirimli, astar üzerine kırmızımsı kahverenkte boyalı, paralel hatlar arasındaki içi taralı üçgenler ve noktalardan oluşan bezemeli  “Habur Seramiği” tipindeki kap, oldukça önemlidir.

Yazılı belgelerle Assurlular açısından büyük bir stratejik önem taşıdığı anlaşılan  Üçtepe Yerleşiminin,  Mitanni Devleti’nin  merkezi  olarak kabul edilen bu bölgede, bu dönemde de önemli buluntular vereceği muhakkaktır.

Yukarı

A wonderful serenity has taken possession of my entire soul, like these sweet mornings of spring which I enjoy with my whole heart. I am alone, and feel the charm of existence in this spot, which was created for the bliss of souls like mine.

I am so happy, my dear friend, so absorbed in the exquisite sense of mere tranquil existence, that I neglect my talents. I should be incapable of drawing a single stroke at the present moment; and yet I feel that I never was a greater artist than now.

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth, a thousand unknown plants are noticed by me: when I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel the presence of the Almighty, who formed us in his own image.

Duis dictum tristique lacus, id placerat dolor lobortis sed. In nulla lorem, accumsan sed mollis eu, dapibus non sapien. Curabitur eu adipiscing ipsum. Mauris ut dui turpis, vel iaculis est. Morbi molestie fermentum sem quis ultricies. Mauris ac lacinia sapien. Fusce ut enim libero, vitae venenatis arcu. Cras viverra, libero a fringilla gravida, dolor enim cursus turpis, id sodales sem justo sit amet lectus. Fusce ut arcu eu metus lacinia commodo. Proin cursus ornare turpis, et faucibus ipsum egestas ut. Maecenas aliquam suscipit ante non consectetur. Etiam quis metus a dolor vehicula scelerisque.

Nam elementum consequat bibendum. Suspendisse id semper odio. Sed nec leo vel ligula cursus aliquet a nec nulla. Sed eu nulla quam. Etiam quis est ut sapien volutpat vulputate. Cras in purus quis sapien aliquam viverra et volutpat ligula. Vestibulum condimentum ultricies pharetra. Etiam dapibus cursus ligula quis iaculis. Mauris pellentesque dui quis mi fermentum elementum sodales libero consequat. Duis eu elit et dui varius bibendum. Sed interdum nisl in ante sollicitudin id facilisis tortor ullamcorper. Etiam scelerisque leo vel elit venenatis nec condimentum ipsum molestie. In hac habitasse platea dictumst. Sed quis nulla et nibh aliquam cursus vitae quis enim. Maecenas eget risus turpis.