About us

Aluç Düz Yerleşimi Kazısı

Yrd. Doç. Dr. Eyyüp AY 
Arş. Gör. Çağrı M. TARHAN
Ilısu Barajı suları altında kalacak olan kültür varlıkları kapsamına giren Aluç kazı alanı Diyarbakır ili Bismil ilçesinin 13. km. doğusunda Tepe beldesinden 3. km. mesafedeki Aluç köyü sınırları içinde yer alır. 
Aluç, ilk olarak 1987–1990 yılları arasında G.Algaze tarafından yapılan araştırmalar sonucunda tespit edilmiştir. Yerleşim devam eden süreçte 1999 yılında Yrd. Doç. Dr. Eyyüp Ay tarafından yeniden ziyaret edilmiş ve yüzey buluntularından yola çıkarak Orta Çağ’a tarihlenmiştir. 2009 yılında Aluç, Prof. Dr. Gülriz Kozbe tarafından, Ilısu Barajı Projesi kurtarma çalışmaları kapsamında tekrardan incelenmiştir. 2009 yılı yüzey araştırmalarında Aluç yerleşim alanında, yoğun bitkisel katkılı ve kaba hamurlu Neolitik Dönem günlük kullanım kap parçaları ile Yeni Asur Dönemi’ne ait olabilecek yeşilimsi devetüyü renkte bazı seramiklere rastlandığı rapor edilmiştir. Bunun üzerine Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün isteği ile 08.07.2009 tarihi itibariyle arkeolojik kazı çalışmalarına Yrd. Doç. Dr. Eyyüp Ay’ın bilimsel danışmanlığında başlanmıştır.
 
Aluç düz iskânı, Dicle nehrinin güney yamacında yer alır ve halen 15 dönümlük tarım arazisi olarak kullanılmaktadır. Aluç, tarımsal faaliyetlerin yanı sıra köy evlerinin yapım ve tamiratı için toprak çekmek suretiyle de oldukça tahrip edilmiştir. 2009 kazı sezonunda ilk olarak yerleşimin topografik planı hazırlanarak, alan grid planı oluşturulmuştur. Aluç’ta topografik yapıya bağlı olarak düz kesimde mimarinin gelişimini izlemek üzere ALC–1 sektörü, kuzeybatıdaki eğime bağlı olarak stratigrafik tabakalanmayı dikey düzlemde görmek amacıyla da ALC–2 sektörü adıyla tanımlanan iki farklı kazı alanı belirlenmiştir.
 
ALC–1 alanında K–40, K–41, K–42,K–43, U–34,U–35,U–36, S–34, S–35,S–36, T-34,T-35,T-36, O-35,O-36 açmaları, ALC-2’de ise K-20,K-21, K-22,K-23,K-24,K-25, L-25 ve M-25 açmalarında kazı çalışmalarına başlanmıştır. Ayrıca yerleşmenin kuzey kesiminde Dicle nehrinin tahrip ettiği dik yamaçta yerleşim tabakalanmasının erken tespiti için 2.5 m derinliğinde 20 m. Uzunluğunda kesit incelemesi yapılmıştır. Kesitte yapılan çalışmalarda Aluç yerleşmesinin iki tabakadan oluştuğu saptanmıştır. I. Tabaka’da ‘a ve b’ olmak üzere iki evre, II. tabaka ise ‘a,b,c ve d ‘ olmak üzere dört farklı evre saptanmıştır. Söz konusu tabaka ve evrelere ilişkin tabanlara, özellikle ALC 1 sektöründeki açmalarda 2009 yılı çalışmalarında ulaşılmış ve IId tabakası altında kültür dolgusunun bittiği ve ana toprağın başladığı anlaşılmıştır. Aluç yerleşiminin kazılan alanlarındaki mimari kalıntılarına bakıldığında, kerpiç mimari unsurların karakteristik olarak ön plana çıktığı II. tabaka’nın, araştırılabilen kısımları itibariyle günlük yaşamın geçtiği konutlardan çok, çöp çukurları, buğday siloları, pişirme alanları gibi avlu, depo vb. müştemilatlara ait yapılanmalar olduğu anlaşılmaktadır. Bir yangınla son bulduğu anlaşılan II. tabakanın üzerine kurulu I. Tabaka’da ise dörtgen planlı konutların temel konstrüksiyonlarına ait düzenli ve düzensiz taş sıraları tespit edilmiştir.
 
Aluç seramik repertuarında; günlük kullanım kapları ve özellikle de güveç tipi pişirme kapları ile saklama kapları ağırlıklı yer tutmaktadır. Günlük kaplar, % 90 oranında yeşil, açık yeşil, krem ve bej tonlarında hızlı dönen çarkta biçimlendirilmiştir. Güveç ve saklama çömlekleri dışında testi gibi tutamaklı kaplar yoğunluğu oluşturmaktadır. Az sayıda da olsa sırlı seramikler ve kandillere de rastlanmıştır. İç yüzeyi ve ağız kısımları sırlanmış sırlı seramiklerin yarıdan fazlası açık formlara ait parçalardır ve bir kaç istisna dışında yeşil renktedirler. Pişirme kapları ısıyı tutmak için yoğun miktarda inorganik katkılı ve kaba hamurludur. I ve II tabakalarda çoğunluğu oluşturan yeşil, açık yeşil, krem ve bej renkli kapların bir kısmında yatay düzlemde tarakla yapılmış bezemeler mevcuttur. I.Tabaka seramikleri üzerinde hızlı dönen çarkta oluşturulmuş dalgalı çizi bezeme yoğunken, II. Tabaka seramiğinde kap çarktan alındıktan sonra oluşturulmuş çentik ve çizi bezeme ağırlıktadır ve bezeme çizgisi derin ve düzensizdir. Bu basit teknik farklılaşma dışında seramiklerden yola çıkılarak kültürel bir değişimden söz etmek pek mümkün görünmemektedir. Sonuç olarak 2009 yılında yapılan yüzey araştırmalarında belirtildiği gibi Assur ve Neolitik döneme tarihlendirilebilecek bir seramik mal grubu olmadığı, daha ziyade başta Osmanlı dönemi olmak üzere İslami dönem özelliklerini yansıtan seramik mal grupları olduğu tespit edilmiştir.
 
Aluç yerleşmesinde arkeolojik olarak varlığı saptanan bir başka önemli veri, üzerindeki işlemelerle kullanıcının sosyal statüsüne vurgu yapan pipoların ele geçmesidir.  Pipo, özellikle 17. yüzyılın ikinci yarısından sonra doğu dünyasında kullanımı başlayan ve 18. yüzyılda üst sınıf insanlar tarafından tütün tüketiminden kullanılan bir nesnedir. 
 
Aluç yerleşimiyle ilgili olarak yapılan tarihlendirme çalışmaları birkaç farklı noktadan hareket edilerek ortaya koyulmaya çalışılmıştır. ALC–2 alanında yoğun olarak ele geçtiği gözlemlenen kırmızı renkli bitkisel motifleri olan pipo parçaları 18. yüzyılın sonu 19. yüzyılın başlarında Osmanlı döneminde görülmektedir. Buna paralel olarak ALC–1 alanında K–41 açmasında ele geçen 1750 tarihli bir sikke pipoların kullanımına ilişkin belirlenen zaman dilimini desteklemektedir. Ayrıca, II Tabaka tahıl silolarından alınan tohumların kalibre edilmiş karbon analiz sonuçları (BETA 276991) M.S. 1720-1820 ve M.S.  1640-1700 tarihlerini vermektedir. Sonuç olarak söz konusu verilerden hareket ederek, Aluç yerleşiminin M.S. 19. yüzyıl ile 17. yüzyıl arasında iskân görmüş bir merkez olduğu rahatlıkla söylenebilmektedir. 
 
2010 yılı Kazı sezonunda Aluç yerleşmesinde daha geniş çaplı bir kazı çalışması yapılarak ALC-1 alanında N-42-43, O42-43,P42-43, Z38-39-40-41,AA-38-39-40-41BB-38-39,O-29,P-29,K31 ALC-3 Alnında da KK49-50 Açmaları kazı alanına ilave edilmiştir. 2009 Kazı sezonuna ilaveten Z-40-41 açmalarında da ana toprağa kadar inilmiş ve farkı herhangi bir kültür katmanına rastlanmamıştır. Dolayısıyla bilimsel açıdan gerekli tespit ve dokümantasyon işlemleri yapılan Aluç kazısına Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün olurlarıyla 2010 yılında son verilmiştir.

[1] Yrd. Doç. Dr. Eyyüp Ay, Gaziantep Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Şehitkamil/Gaziantep, Türkiye.

Arş. Gör. Çağrı Murat TARHAN, Gaziantep Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Şehitkamil/Gaziantep, Türkiye.

Yukarı

A wonderful serenity has taken possession of my entire soul, like these sweet mornings of spring which I enjoy with my whole heart. I am alone, and feel the charm of existence in this spot, which was created for the bliss of souls like mine.

I am so happy, my dear friend, so absorbed in the exquisite sense of mere tranquil existence, that I neglect my talents. I should be incapable of drawing a single stroke at the present moment; and yet I feel that I never was a greater artist than now.

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth, a thousand unknown plants are noticed by me: when I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel the presence of the Almighty, who formed us in his own image.

Duis dictum tristique lacus, id placerat dolor lobortis sed. In nulla lorem, accumsan sed mollis eu, dapibus non sapien. Curabitur eu adipiscing ipsum. Mauris ut dui turpis, vel iaculis est. Morbi molestie fermentum sem quis ultricies. Mauris ac lacinia sapien. Fusce ut enim libero, vitae venenatis arcu. Cras viverra, libero a fringilla gravida, dolor enim cursus turpis, id sodales sem justo sit amet lectus. Fusce ut arcu eu metus lacinia commodo. Proin cursus ornare turpis, et faucibus ipsum egestas ut. Maecenas aliquam suscipit ante non consectetur. Etiam quis metus a dolor vehicula scelerisque.

Nam elementum consequat bibendum. Suspendisse id semper odio. Sed nec leo vel ligula cursus aliquet a nec nulla. Sed eu nulla quam. Etiam quis est ut sapien volutpat vulputate. Cras in purus quis sapien aliquam viverra et volutpat ligula. Vestibulum condimentum ultricies pharetra. Etiam dapibus cursus ligula quis iaculis. Mauris pellentesque dui quis mi fermentum elementum sodales libero consequat. Duis eu elit et dui varius bibendum. Sed interdum nisl in ante sollicitudin id facilisis tortor ullamcorper. Etiam scelerisque leo vel elit venenatis nec condimentum ipsum molestie. In hac habitasse platea dictumst. Sed quis nulla et nibh aliquam cursus vitae quis enim. Maecenas eget risus turpis.