About us

Gre Abdurrahman

Gre Abdurrahman, Diyarbakır iline bağlı Bismil ilçesi idari sınırları içinde yer alır. Doğusundaki Aşağı Cırıf Köyü sınırları içinde bulunan höyük, Dicle nehrinin kuzey kenarında konumlanmıştır. Höyük, sulu tarım arazileri arasında olması yanı sıra, üzerinde inşa edilen geçici işçi barınakları nedeniyle kayda değer bir şekilde tahribata uğramıştır. Höyükteki arkeolojik kurtarma kazıları, Ilısu Barajı ve HES Projesi kapsamında, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izinleri doğrultusunda, Diyarbakır Müzesi başkanlığında, DSİ’nin sağladığı maddi imkanlarla 2009 yılı itibarıyla başlatılmıştır.
Höyük, 70x80 m ölçülerinde ve yaklaşık 5.00 m yüksekliğe sahiptir. Bu özellikleriyle küçük bir yerleşim olduğu anlaşılan höyüğün deniz seviyesinden yüksekliği 524 m’dir. Höyük kapsadığı alan itibarı ile Yukarı Dicle Vadisi’nde bulunan yerleşimler arasında en küçüklerinden birisi durumundadır. Gre Abdurrahman höyüğündeki 2009-2010 yılı arkeolojik kazılarında toplam 5.00 x 5.00 m ölçülerindeki 26 açmada çalışılmış ve yaklaşık 4.50 m derinliğe kadar ulaşılmıştır. Söz konusu bu derinliğe sahip açmaların farklı derinliklerinde öbeklenmiş çakıl birikintileri saptanmıştır ki, bu durum höyüğün değişik zamanlarda sel taşkınlarıyla tahrip olduğuna işaret etmektedir. Höyüğün Dicle yatağının kuzey kenarında yer alması da bu olasılığı güçlendirmektedir. Bütün bu olumsuz koşullara rağmen, sel taşkınından etkilenmemiş alanlardan elde edilen veriler, höyüğün baskın kültürel karakterini algılama konusunda önemli ipuçları sağlamıştır.
 
Çalışılan alanların tamamında su taşkınlarının neden olduğu yoğun çakıl birikintisi nedeniyle sağlıklı bir stratigrafi elde edilememekle beraber, höyüğün geç dönemde mezarlık olarak kullanıldığı çok sayıda Ortaçağ’ı ilgilendiren mezarlardan anlaşılmaktadır. Tanımlayıcı ve tarihleyici bulgulardan yoksun söz konusu mezarlar, basit gömüler niteliğinde, doğrudan toprak zemin üzerine yatırılmıştır. Yön ve gömü tarzları esas alındığında, büyük çoğunluğu İslami döneme ait olan mezarlar, yüzeye yakın olmaları yanı sıra, son zamanlara kadar var olan höyük üzerindeki işçi barınakları nedeniyle de büyük oranda tahrip olmuştur. 
 
Höyük genelinde mimari kalıntıların eksikliği dikkat çekicidir. Yukarı Dicle Vadisi’ndeki küçük boyutlu Demir Çağ yerleşimlerinin bir özelliği olarak ortaya çıkan bu durum, yapılanmanın daha çok kerpice bağlı olmasından kaynaklanmış olabilir. Yerleşimin bu özelliği höyük eteklerinde açılan açmalarında saptanan kerpiç dokuyla destek bulmaktadır. Bazı kesimlerde kesintiye uğraması nedeniyle, höyüğün eteklerinde ve farklı derinliklerde devam eden mimari dokunun bütünselliği konusunda karar vermek güçtür; ancak, yapılanmanın ağırlıklı olarak kerpiçten olduğu açıktır. Taş mimarinin varlığına ilişkin çok az sayıda kalıntı belirlenebilmiştir. 
 
Yukarı Dicle Vadisi’nde, Dicle nehrinin kıyılarına kurulmuş çok sayıdaki yerleşim biriminden birisi olan Gre Abdurrahman, bölgede yakın çevresindeki bilinen yerleşmelerle bulguları ve kalıntılarıyla ortak özellikler içermektedir. Su taşkınlarından dolayı büyük oranda tahrip olsa da, bulguların karakteri, Gre Abdurrahman’ın Yeni Asur Çağı’nda kurulmuş ya da önem kazanmaya başlamış tarımsal koloni yerleşimi olduğu açıktır. Höyüğün daha önceki dönemlerde yerleşildiği konusundaki veriler ise yeterince açık değildir. Höyük, Yukarı Dicle Vadisi olarak tanımlanan bölgenin, diğer bir tanımlamayla Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Demir Çağ’daki sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik yapısının algılanmasına önemli katkılar sağlayacaktır.

Yukarı

A wonderful serenity has taken possession of my entire soul, like these sweet mornings of spring which I enjoy with my whole heart. I am alone, and feel the charm of existence in this spot, which was created for the bliss of souls like mine.

I am so happy, my dear friend, so absorbed in the exquisite sense of mere tranquil existence, that I neglect my talents. I should be incapable of drawing a single stroke at the present moment; and yet I feel that I never was a greater artist than now.

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth, a thousand unknown plants are noticed by me: when I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel the presence of the Almighty, who formed us in his own image.

Duis dictum tristique lacus, id placerat dolor lobortis sed. In nulla lorem, accumsan sed mollis eu, dapibus non sapien. Curabitur eu adipiscing ipsum. Mauris ut dui turpis, vel iaculis est. Morbi molestie fermentum sem quis ultricies. Mauris ac lacinia sapien. Fusce ut enim libero, vitae venenatis arcu. Cras viverra, libero a fringilla gravida, dolor enim cursus turpis, id sodales sem justo sit amet lectus. Fusce ut arcu eu metus lacinia commodo. Proin cursus ornare turpis, et faucibus ipsum egestas ut. Maecenas aliquam suscipit ante non consectetur. Etiam quis metus a dolor vehicula scelerisque.

Nam elementum consequat bibendum. Suspendisse id semper odio. Sed nec leo vel ligula cursus aliquet a nec nulla. Sed eu nulla quam. Etiam quis est ut sapien volutpat vulputate. Cras in purus quis sapien aliquam viverra et volutpat ligula. Vestibulum condimentum ultricies pharetra. Etiam dapibus cursus ligula quis iaculis. Mauris pellentesque dui quis mi fermentum elementum sodales libero consequat. Duis eu elit et dui varius bibendum. Sed interdum nisl in ante sollicitudin id facilisis tortor ullamcorper. Etiam scelerisque leo vel elit venenatis nec condimentum ipsum molestie. In hac habitasse platea dictumst. Sed quis nulla et nibh aliquam cursus vitae quis enim. Maecenas eget risus turpis.