About us

Kavuşan Höyük Kazısı

Kavuşan Höyük, Diyarbakır İli, Bismil İlçesi’nin 10 km güneydoğusunda, Yenice Köyü, İnardı Mezra sınırları içinde ve Şeyhan Çayı’nın Dicle Nehri ile birleştiği noktanın hemen doğusunda yer almaktadır. Kuzey yarısı Dicle taşkınları tarafından tahrip edilmiş gibi gözüken höyüğün güney etekleri de büyük oranda Şeyhan Çayı’nın taşıdığı alüvyon ve çamur tabakasıyla dolmuştur. Bu nedenle tam boyutları saptanamayan höyükleşme, doğu-batı doğrultusunda 175 m, kuzey-güney doğrultusunda 75 m iken büyüklüğü yaklaşık 1,5 ha’dır. Deniz seviyesinden 545 m yüksekte olan yerleşmenin GPS değerleri ise 37 S 0651134’e 4188019’dur.

Diyarbakır Müzesi Müdürlüğü’nün başkanlığı ve Ege Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Gülriz Kozbe’nin bilimsel sorumluluğu altında 2001, 2002 yılları ile 2005-2009 yılları arasında yedi sezon boyunca gerçekleştirilen kazılar sonucunda, Kavuşan Höyük’teki tabakalanma şu şekildedir: 

Kavuşan I: İslam Mezarlığı (modern) 

Kavuşan II: Orta Çağ (12. – 14.yy.) 

Kavuşan III: Hellenistik Çağ (MÖ 4.yy son çeyreği-MÖ 3.yy) 

Kavuşan IV: Post-Assur Dönemi/Geç Demir Çağ (MÖ 7.yy–MÖ 4.yy son çeyreği)

Kavuşan V: Yeni Assur Dönemi (MÖ 9.yy – MÖ 612)

Kavuşan VI: Erken Demir Çağ (MÖ 11. - 9.yy)

Kavuşan VII: Mittani-Orta Assur Dönemi/Geç Tunç Çağ (MÖ 14. -11.yy)

Kavuşan VIII: MÖ 3.binyıl sonu/2.binyıl ilk yarı (ETÇ sonu/OTÇ ) 

Kavuşan IX: MÖ 3.binyıl geç 2. yarı (ETÇ IV) 

Orta Çağ

Höyüğün en geç yerleşim katı olan Orta Çağ, altındaki daha erken katları tahrip ederken höyüğün üzerinde yer alan erken 20.yy’a ait gömülerin de olduğu İslami Mezarlık Alanı’na ait gömüler ise Orta Çağ tabakasını yer yer tahrip etmiştir. Bireylerin yüzleri güneye yönelmiş, ayakları doğuda, başları batıda sırtüstü yatırılış biçimi ve gömü hediyesinin olmayışı, bu mezarların İslami olduğunu göstermektedir. Orta Çağ mezarlığının bir diğer özelliği ise tespit edilen mezarlarda herhangi bir mezar taşı bulunmamasına rağmen, mezarların birbirlerini tahrip etmediği, bir başka deyişle yapılan her gömünün bir diğerinden haberdar olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.

Orta çağ, höyüğün hemen hemen tüm kesimlerinde, yaygın bir yerleşim olarak karşımıza çıkmaktadır. Orta Çağ mimarisinde daha çok, taş duvarlar hâkimdir. Söz konusu duvarlar, altta, büyük boyutlu tek sıra; üstte, küçük boyutlu, çift sıra dere taşları kullanılarak oluşturulmuştur. Taşların arası ve temel çukurları çamur dolguyla doldurularak sağlam duvarlar elde edilmiştir. Söz konusu duvarların yanı sıra yine çamur harcın kullanıldığı taş döşeli tabanlar ve bu tabanlar üzerine yerleştirilmiş, dıştan destekli tandırlar, Kavuşan Höyük Orta Çağ’ının geç evresini temsil ederken; ortası çamur dolgulu iki paralel taş sırasından oluşan duvarlar, sıkıştırılmış çamur taban ve taban üzerinde yer alan tandırlar ise erken evrenin tipik mimari dokusudur.

Hellenistik Dönem

Kavuşan Höyük’teki Hellenistik Çağ’ın en kayda değer buluntusu, bir adet keramik fırınıdır. Nitekim bölgenin tipik ve kaliteli Hellenistik Dönem çanak çömleğinin Kavuşan Höyük’de çok sayıda ele geçmesi, söz konusu buluntunun destekleyicisidir. Post-Assur Dönemi Kavuşan Höyük’de, üzerinde “hamur teknesi” olarak kullanıldığı düşünülen çukurların da görüldüğü sıkıştırılmış çamur tabanlarla temsil edilmektedir. İn situ dibek taşları, silolar ve tandırlar, bu alanların günlük ekmek yapımı ve/veya buğday gibi ürünlerin işlenmesi ile uğraşıldığı işlikler olarak yorumlanmasını sağlarlar.  Kullanım dışı kalmış bir silo içinde bir erişkin, bir çocuk ve yaklaşık 15 adet kaplumbağanın yer aldığı gömü, bu dönemin bir başka önemli buluntu grubunu oluşturmaktadır. 

Bölgede MÖ 1.yy’a kadar sürdüğü düşünülen Hellenistik Dönem’in Kavuşan’da bu kadar uzun sürdüğünü gösteren bir durum söz konusu değildir. Bu nedenle MÖ 4.yy’ın son çeyreğinde başlayıp MÖ 3.yy’da sona ermiş olmalıdır. Bundan sonra da Orta Çağ başlangıcına dek, tepe üzerinde uzun bir süre yerleşim olmadığı anlaşılmıştır.

Post Assur dönemi

Post-Assur Dönemi Kavuşan Höyük’de, tabanın genel dokusunu bozmadan, içinde “yoğurma” işlerinin yapıldığı düşünülen, bu nedenle “tekne” olarak tanımlayabileceğimiz yayvan çöküntülere sahip, sıkıştırılmış çamur yapımı tabanlarla temsil edilmektedir. İn situ dibek taşları, silo ve tandırlar ise, bu alanların ekmek yapımı ve/veya buğday gibi ürünlerin işlenmesi şeklinde işlerin yürütüldüğü faaliyet alanları olarak yorumlanmasını sağlarlar.

Kavuşan Höyük’de yaygın bir şekilde tespit edilen Post Assur Dönemi, Kuzey Irak ile Habur Vadisi gibi Anadolu’nun dışında veya içinde yer aldığımız Yukarı Dicle Vadisi’ndeki çeşitli yerleşme yerlerinden de tanıdığımız çanak çömleği ile karşımıza çıkar. Her ne kadar diyagnostik olarak tanımlayabileceğimiz örnekleri mevcut olsa da Post Assur çanak çömleği, bazı mal özellikleri ve profilleriyle sanki Yeni Assur keramiğinin devamı şeklinde görülmektedir. Kavuşan Höyük Post Assur tabakası içinde zaman zaman karışık malzemeyle de gelse, Malatya-Elazığ Bölgesi, Doğu Anadolu, Kuzeybatı İran ve Kafkaslar’ı içine alan oldukça geniş bir yayılım alanı gösteren, üzerindeki üçgen bezeme ve yatay bantlar arasındaki dalgalı fisto motifinden dolayı Üçgen ve Fisto Bezemeli Mallar olarak adlandırılan çanak çömlek geleneğinin örnekleri de açığa çıkarılmıştır.

Dönemi kesin olarak tarihlendirilmesini sağlayan önemli bir küçük buluntu, 2008 yılında kuzeydoğu köşesinde, sıkıştırılmış çamur bir taban üzerinde tüm olarak ele geçen silindir mühürdür. Post Assur Dönemi’ne tarihlendirilen, 3.5 cm uzunluğundaki silindir mührün üzerinde, ağaç motifinin iki yanında yer alan kanatlı atlarla tanrıları simgeleyen astral işaretler gibi Assur geleneği açısından tipik unsurlar bulunmaktadır. Bu alanda Ağızları, silindir mührün ele geçtiği Post Assur tabanına açılmış olan 3 adet çukur tespit edilmiştir. İçleri boşaltılarak derinleşen çukurların daha sonra, aslında son derece özenle yapılmış birer silo olduğu anlaşılmıştır.

3 No.lu Silo’nun seviye inme çalışmaları sırasında, bir kadın ve bir çocuk iskeleti ile sayıları 20 civarında olan kaplumbağa iskeleti tespit edilmiştir. Nitekim silo içindeki kaplumbağa iskeletleri, çukur içine tesadüfen düşmekten çok bir ölü gömme geleneği veya kültle bağlantılı bir anlam taşıyor gibi görünmektedir. Kaplumbağa kemikleri üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda bazı kesik izlerine de rastlanılmıştır. Kaplumbağalar, insan iskeletlerin çevresinde sıralanmıştır.

Yeni Assur Dönemi

Yeni Assur Dönemi, Kavuşan Höyük’ün yaygın yerleşim gören katlarından biridir. Sıkıştırılmış çamur tabanlar, bu tabanlarla ilişkili, kimisi pişmiş, kimisi pişmemiş kil ağırşaklar, söz konusu ağırşakların içine istiflendiği kerpiç sandıklar veya çukurlar, bu dönemin Kavuşan’daki geç evresini yansıtmaktadır. Bu dönemin mimarisi Kavuşan’da çok iyi izlenememekle birlikte, 2007 yılında tespit ettiğimiz Yeni Assur Dönemi’ne ait, 33 adet kabın in situ olarak ele geçtiği Depolama Mekânı, bu dönemin şimdilik bölgedeki tek örneğidir. Söz konusu mekân, tipik Yeni Assur formlarına sahip örneklerin, Doğu Anadolu Bölgesi’nin Erken Demir Çağı için simgesel olan ağız kenarı yivli çanak çömleklerle bir arada ele geçmesi nedeniyle, bu malların kronolojileri açısından da ayrı bir önem gösterir.

Yeni Assur yapı katının bir başka önemli buluntu grubu ise, inhumasyon (basit toprak), kremasyon (yakarak) ve çömlek içi inhumasyon gömü şeklinde üç farklı ölü gömme geleneğinin mevcut olduğu 2005-2008 kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkartılan mezarlık alanıdır. Her üç ölü gömme tekniğinde de ölü hediyesiyle karşılaşmaktayız ve hediyeler, her tür gömüde sadece çocuk yaştaki bireylerde söz konusudur. 2009 yılı çalışmalarında Kavuşan Höyük gömü tarzlarına tek bir örnekle temsil edilen sandık mezar ilave olmuştur. Diğerleri gibi Yeni Assur Dönemi’ne tarihlendirilen mezarda, takılar başta olmak üzere 24 adet ölü hediyesi ele geçmiştir.

Yeni Assur Dönemi yapı katında ilk kez ortaya çıkarıldığında su kuyusu olarak yorumlanan; ancak daha sonra çevre ilçelerde yapılan incelemeler sonucunda su kuyusundan farklı özelliklere sahip olduğu anlaşılmıştır. Şarap dinlendirme kuyusu olarak tanımlayabileceğimiz kuyu, üzümlerin ezildiği kanallı havuz ve seyyar cenderenin kullanımı sonucunda oluşan deliklere sahip taban ile birlikte Kavuşan’da küçük boyutlu bir şarap işliğinin göstergesi olmalıdır.  

Erken Demir Çağ

Güneyden gelen kültürlerin temsilcileri olan Erken Nuzi, Mitanni ve Orta Assur çanak çömleği ile kuzeyden, bir başka deyişle, Doğu Anadolu Bölgesi’nden gelen, MÖ 12. yüzyıl itibarıyla görülen ve Doğu Anadolu’nun bu dönemi için karakteristik kabul edilen Erken Demir Çağı yivli keramikleri, Kavuşan Höyük MÖ II.binyılın ikinci yarısına ait başlıca mal gruplarıdır. Ancak Erken Demir Çağı yivlileri daha çok çukurlardan gelirken birçok Mitanni-Orta Assur keramiği söz konusu çukurların bozduğu kontekstlerde saptanmıştır.

Kavuşan Höyük Erken Demir Çağ yivli keramikleri, diğer buluntu yerlerinde de olduğu gibi ağız kenarına veya ağız kenarının hemen altına yapılmış birden fazla yivle oldukça ayırt edicidirler. Kase, çanak ve dar ağızlı, boyunsuz çömlek formları bu mal grubunda sevilerek kullanılmış kap biçimleridir.

Mitanni / Orta Assur Dönemi

Mitanni ve Orta Assur Dönemi’ni içeren birçok yerleşim merkezinde olduğu gibi Kavuşan Höyük’te de, söz konusu Geç Tunç Çağ keramik geleneklerini mimari evrelerle bağlantılı olarak tasnif etmek biraz sorunlu görünmektedir. Bununla beraber Orta Assur Dönemi’nde yaygın kullanım gören omurgalı çanaklar, dörtgen kesitli ağız kenarına sahip depolama küpleri ve düğme dipli bardaklar Mitanni Dönemi çanak çömleği olarak tanımlayabileceğimiz Erken Nuzi keramikleri; içe doğru hafif kalınlığı olan düzleştirilmiş ağız kenarlı veya basit ağız kenarlı yayvan çanaklar, ağız kenarı kırmızı renk boya bant bezemeli çanaklar ve düğme dipler gibi tipik malzeme ile bir arada ele alındığında Kavuşan Höyük’te Geç Tunç Çağ’a ait birden fazla mimari katman olmalıdır.

Mittani/Orta Assur şeklinde bir arada değerlendirilen yapı katının mimarisi, üst katta yer alan Erken Demir Çağ çukurları tarafından tahrip edildiği için tam bir plan verememektedir. Farklı mal gruplarına ayırabildiğimiz çanak çömleklerin yanı sıra  atgillere ve köpekgillere ait olan birçok hayvan gömüsü, bu dönemin önemli buluntularıdır. Söz konusu Demir Çağ çukurlarından ve dağınık kontekstlerinden ise Erken Demir Çağ yivlileri ile Erken Demir Çağ Boyalıları da ele geçmektedir. 

MÖ III. Binyıl Sonu / II. Binyıl İlk Yarısı

 MÖ 3. binyıl sonu/2.bin yılın ilk yarısına tarihlenen ve kendi içinde alt evrelere ayrılan VIII. Kat, Kavuşan Höyük’de yoğun olarak karşımıza çıkmaktadır. İçinde ağız kenarı koyu renk bant bezemeli portakal renkli çanaklar, kızıl-kahve boya astarlı mallar, Jezira gri malları ve yerel pişirme kapları gibi mal gruplarının ele geçtiği, büyük bir yangın geçirmiş depolama mekânı, yine mekan içinde saptanan bol miktardaki arpa, buğday, nohut, mercimek, fiğ ve üzüm çekirdeği karbonlaşmış örnekleri ile bir adet silindir mühür ışığında söz konusu süreci kısmen açıklığa kavuşturmaktadır. Kavuşan Höyük’te ve çevremizdeki bazı yerleşmelerde de takip ettiğimiz bu veriler, Yukarı Dicle Vadisi’nin MÖ 3. binyılın sonlarında sahip olduğu geçim kaynaklarını, toplumsal örgütlenmeyi ve malların kullanımını anlamamız adına oldukça önemlidir.

MÖ III. Binyıl Geç İkinci Yarı

MÖ 3. Binyılın geç ikinci yarısına,  bir başka deyişle, Erken Tunç Çağ IV’e tarihlenen IX. Kat, Kavuşan stratigrafisinin son katıdır. Bu dönemi höyükte, ocaklı veya ocaksız kerpiç mekânlar temsil etmektedir. Bunun yanı sıra, yoğun çakmaktaşı buluntu ve çekirdeklerin de olduğu dönemde, saman yüzlü mallar ve kaba mallar sayısal olarak artarken üst katlardan tanıdığımız mal grupları azalmaktadır.

Son yıllarda Yukarı Dicle Bölgesi’nde sürdürülen kazılarda tespit edilen arkeolojik ve yazılı belgelerin artışıyla bölgenin kronolojisi belli bir aydınlığa kavuşmaktadır. Nitekim Kavuşan Höyük kazıları da arkeobotanik, arkeozoolojik, taş veya bunun gibi birçok buluntu grubuna yapılan çeşitli analizlerle detaylandırılmış arkeolojik verileriyle bu konuya destek vermektedir

Yukarı

A wonderful serenity has taken possession of my entire soul, like these sweet mornings of spring which I enjoy with my whole heart. I am alone, and feel the charm of existence in this spot, which was created for the bliss of souls like mine.

I am so happy, my dear friend, so absorbed in the exquisite sense of mere tranquil existence, that I neglect my talents. I should be incapable of drawing a single stroke at the present moment; and yet I feel that I never was a greater artist than now.

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth, a thousand unknown plants are noticed by me: when I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel the presence of the Almighty, who formed us in his own image.

Duis dictum tristique lacus, id placerat dolor lobortis sed. In nulla lorem, accumsan sed mollis eu, dapibus non sapien. Curabitur eu adipiscing ipsum. Mauris ut dui turpis, vel iaculis est. Morbi molestie fermentum sem quis ultricies. Mauris ac lacinia sapien. Fusce ut enim libero, vitae venenatis arcu. Cras viverra, libero a fringilla gravida, dolor enim cursus turpis, id sodales sem justo sit amet lectus. Fusce ut arcu eu metus lacinia commodo. Proin cursus ornare turpis, et faucibus ipsum egestas ut. Maecenas aliquam suscipit ante non consectetur. Etiam quis metus a dolor vehicula scelerisque.

Nam elementum consequat bibendum. Suspendisse id semper odio. Sed nec leo vel ligula cursus aliquet a nec nulla. Sed eu nulla quam. Etiam quis est ut sapien volutpat vulputate. Cras in purus quis sapien aliquam viverra et volutpat ligula. Vestibulum condimentum ultricies pharetra. Etiam dapibus cursus ligula quis iaculis. Mauris pellentesque dui quis mi fermentum elementum sodales libero consequat. Duis eu elit et dui varius bibendum. Sed interdum nisl in ante sollicitudin id facilisis tortor ullamcorper. Etiam scelerisque leo vel elit venenatis nec condimentum ipsum molestie. In hac habitasse platea dictumst. Sed quis nulla et nibh aliquam cursus vitae quis enim. Maecenas eget risus turpis.