About us

Salat Tepe Kazısı

Ilısu Barajı ve HES Projesi kapsamında 2000 yılından beri kurtarma kazıları yürütülen, Diyarbakır ili Bismil ilçesi, Yukarı Salat Beldesi sınırları içerisinde yer alan Salat Tepe’de kazı çalışmaları, 2005-2009 yılları arasında iki alanda yürütülmüştür. Salat Tepe kazılarında, zamansal boşluklarla birbirinden ayrılan beş ana dönem belirlenmiştir. Kalkolitik höyük, bin yıllık bir boşluktan sonra, Orta Tunç Çağında tekrar iskân edilmiştir. Yerleşim Geç Tunç Çağında tekrar terk edilmiş, Erken Demir Çağında tepe üzerine kazılan çukur evler ile tekrar kullanılmaya başlanmıştır. Geç Demir çağından sonra, bir başka boşluğu, Hellenistik yerleşim izlemektedir. Bu dönemden itibaren tepeye ambar çukurları kazılmıştır. Geç Ortaçağa tarihlenen yerleşim alanları tepe üzerinde, mezarlık tepe ve eteklerde bulunmaktadır.

Kalkolitik Yerleşim

Salat Tepe’nin güney yamacında yapılan kazılarda 2.5 km genişlikte bir yamaç açmasında belirlenen yerleşim katmanları, tepede Kalkolitik dönem boyunca yoğun olarak yerleşildiğini göstermiştir. Kuzey basamağında kil duvarlarla inşa edilmiş bir ızgara planlı yapının kuzey duvarı ile bu duvarın kuzeyine yaslandırılmış bir sıvalı çukur açığa çıkartılmıştır. Yapının kuzey duvarı iki sıra kerpiçle örülmüş olup, 40-50 cm genişliktedir. Ubeyd çağına ait seramik toplanan bu yapının güney kesimi tahrip olmuştur. Güney batıya yönelmiş kerpiç, kerpiç parçaları ve yoğun harç kullanılarak inşa edilmiş bir duvar ile bu duvarı dik olarak kesen küçük duvar parçaları, bir yapının çeşitli evrelerine aittir. Bu seviyeden Halaf ve Erken Ubeyd geçiş evresine ait seramikler karışık olarak gelmektedir.

Kuzey basamağında Yakınçağ mezarlarının bozduğu, doğu-batı doğrultusunda uzanan üç sıra kerpiçle örülmüş duvarın güney kesiminde, sıvalı sandık biçimli çukurlar bulunmaktadır. Genellikle dörtgen biçimli, bazıları dairesel biçimli çukurların kenarları ince cidarlı dikey kerpiçlerle görülmüş ve içleri kalın beyaz bir sıva ile kaplanmıştır. Çukurlar birkaç kez sıvanarak kullanılmışlar, içlerinden çıkan sert küllü toprakta tohuma rastlanmamıştır.

Güney basamağının kuzey kenarında yaklaşık doğu-batı doğrultusunda uzanan, üç sıra kerpiçle inşa edilmiş bir duvar açığa çıkartılmıştır. Duvarın güneyinde, kuzey basamaktakiler gibi dörtgen biçimli, kenarları sıvalı, sandık tipi çukurlar açığa çıkartılmıştır. Alandaki kazı çalışmaları sırasında Ubeyd çağına ait seramik parçaları toplanmış, iki küresel çanak, restore edilmiştir. Bu çanaklarla aynı taban üzerinde bulunan boyalı bir çömleğe ait parçalar, kuzey basamaktakiler gibi Halaf-Ubeyd geçiş özelliği göstermektedir.

Kuzey basamağında 2002 yılında açığa çıkartılan yapının tabanı altından gelen kerpiç yapının birkaç mekândan oluşan bölümü açığa çıkartılmıştır. Yapının büyük mekânının doğu profilinde görülen, kil ve kül katmanlarından oluşan tabakalaşma, saz kaplı tabanlar ve yakıntılar ile saz ve dallardan oluşan yıkılmış çatılara ait olmalıdır. Bu katmanlaşma, yapının en az üç kez yıkıldığını ve yapının aynı duvarların üzerine yeniden inşa edildiğini göstermektedir. Mekânın üst dolgusunda açığa çıkartılan, küresel bir çömleğe ait ağız ve gövde parçası üzerinde yer alan boya desenleri, bu tabakanın Ubeyd döneminin erken evrelerine ve Halaf döneminden Ubeyd dönemine geçiş evresine ait olabileceğini göstermektedir. Bu alanda ele geçen bir kil figürün, dönemin özellikleri yansıtan özensiz biçiminin yanı sıra, baş kısmında olasılıkla dairesel iki şematik gözün belirginleştirilmesiyle önem kazanmaktadır. Bu kesimde Kalkolitik döneme ait üç tabaka saptanmıştır. Birinci tabaka hafif kuzey batıya yönlenmiş bir kerpiç duvar ve onu dik kesen diğer duvar parçaları saptanmıştır. Bu kesimdeki kerpiç depolama bölmelerinin alt evreleri dikdörtgen, üst evreleri elips biçimlidir. İkinci tabaka yoğun kül tabakası altındadır. Bu tabakaya ait kuzey güney yönünde uzanan duvar alanın batı kenarında bulunmakta ve buna paralel ikinci bir duvar açmanın ortasında yer almaktadır. Bu tabakada kireç ve alçı tozu katkılı kerpiçler kullanılmıştır. Üçüncü tabaka kuzeydeki alanın güneyinde yer almakta ve kuzeybatı güneydoğu yönünde uzanan bir duvar ve güneye uzanan iki depolama alanından oluşmaktadır.

Güney basamağında Ortaçağ çukurlarının bozduğu tabakaların altından bir ocak tabanı ile direk delikleri bulunan bir taban kazılmıştır. Tabanın güney kenarında Ubeyd dönemi mimari özelliklerine uygun biçimde inşa edilmiş bir kerpiç duvar açığa çıkartılmıştır. Kazılan alanın kuzey açma profiline giren bölümünde bir sıvalı çukurun da bulunması, bu alanın depolama ve mutfak alanı olarak kullanılmış olabileceğini göstermektedir.

Güney basamakta fırının bulunduğu tabaka bu alandaki en üst seviyeyi temsil etmektedir. Fırından Geç Kalkolitik döneme ait saman katkılı ve mineral katkılı seramik kaplara ait parçalar ele geçmiş olup Arslantepe ve Zeytinlibahçe yerel seramikleri gibi yayvan, tek renkli ağız kenarı hafif kalınlaştırılmış biçimlere aittir. Bu alandaki akıntı toprakta bir Geç Uruk devrik ağızlı kâsesine ait ağız parçası bulunmuştur.

Saman yüzeyli kaplar Kuzey Suriye ve Güneydoğu Anadolu’da yaygındır. Seramik parçalarının yaklaşık % 10 kadarı üzerinde, “Coba Seramiği”nin özelliği olan kazıma yüzey (scraped ware) tespit edilmiştir. Seramiğin yaklaşık % 45 kadarı Kuzey Mezopotamya’da “Ubeyd 4” Dönemi olarak adlandırılan ve MÖ 5-4. Binlere tarihlenen “Geç Ubeyd” boyalı parçalarından oluşmaktadır.

Orta Tunç Çağı Yerleşimi

Tepe üzerinde 5 tabakalı Orta Tunç Çağı yapılaşması belirlenmiştir.

1.      Tabaka

Bu tabaka, alttaki tabakanın deprem enkazı üzerine kurulmuştur. bu tabaka kerpiç yapı köşeleriyle temsil edilmiştir. Bu yapıların tabanları ince çakıl döşeme üzerine sıkıştırılmış toprak ile inşa edilmiştir. Küçük çakıllarla döşeli taban, Habur ve Nuzi boyalılarına göre MÖ. 16. yüzyıla tarihlenmiştir. Tabanın batısında bir pise duvarın iki köşesinde de boynuzlu iki geyik kafatası açığa çıkartılmıştır

2.      Tabaka

Kireçtaşı temellerin üzerine 35 x 35 x 8 cm boyutlarda standart kerpiçlerle örülmüş kalın duvarları olan yapı, geniş bir merkezi avluyu çevreleyen birimlerden oluşmaktadır. Duvarların temel üzerinde kalan alt bölümleri 60-80 cm yükseklikte korunmuş olup, avlu tabanına devrilmiş olan üst bölümleri, yaklaşık 5 m uzunlukta ölçülmüştür. Buna göre bu yapı birimlerinin duvarlarının orijinal yükseklikleri yaklaşık 5,5 m olarak hesaplanabilmektedir. Buna göre yapı, 2 katlı birimlerden oluşmaktadır. Orta avlunun güneyindeki yapılar iki katlı, kuzeyindeki yapılar tek katlı birimler halinde düzenlenmiştir. Bu birimler 2-3 mekândan oluşmuş, mekânlara girişler söveli ve taş eşitli kapılarla sağlanmıştır. 2. Yapı katına ait devrilmiş duvarların seviyesinde avluyu güneyden sınırlayan duvar doğuya doğru devam etmektedir. Bu duvar kuzeye doğru devrilmiştir. Açmanın kuzeydoğu kesiminde belirlenen ve kuzey-güney doğrultusunda uzanan ve büyük olasılıkla avluyu doğudan sınırlayan bir duvar da doğuya doğru devrilmiştir. Çakıl döşemeli avlu kuzeyden bir yapı birimi ile daraltılarak ortalama 2-2,5 m eninde bir sokak haline dönüştürülmüştür.

Güney profilinde görülen, 2.24 m genişlikteki koridorun avluya girişi sağlayan kuzey ucunda bulunan bir söve taşı, avlu girişinin de bir kapı ile kapatılmış olduğunu göstermiştir. Bu kesimdeki kerpiç enkazı içinde bulunan bir küp gövdesi üzerinde bulunan çivi yazısı işaretleri, parçanın bu işaretlerin bulunduğu kesimden kırılması nedeniyle, okunamamaktadır. Bu alandaki kerpiç enkazı içinde ele geçen bir silindir mühür, çizgisel stilde üretilmiştir. Mühür üzerinde, sahnenin alt bölümünde bulunan iki aslan figürü, arka bacakları üzerine karşılıklı oturmuş, birer ön ayağını aralarında bulunan sunağa uzatır şekilde betimlenmiştir. Bu sahne üstten giyoş motifi ve bir elinde balta, diğer elinde başka bir alet tutan figür ile tamamlanmıştır. Benzeri bir mühür, Kenan Tepe’den bilinmektedir. Bu mühürlerin Suriye grubunda yakın benzerleri bulunmadığından, bunların yöresel bir atölyenin ürünü oldukları düşünülmektedir

3.      ve 4. Tabakalar

Orta Tunç Çağı 2. tabaka yapısının avlu tabanı altında belirlenen, ince çakıllarla döşeli iki katmanın altından kırmızı, bej ve gri renkli ıslak kerpiçlerden oluşan bir mimari açığa çıkmıştır. Mekânlardan elde edilen malzeme arasında kül tabakaları, hayvan kemikleri, tahıl kalıntıları, ezgi ve öğütme taşları ile kaba büyük boyutlu kaplara aittir. Bunların devamı, Orta Tunç Çağı 2. Yapı katına ait bir mekânın duvarlarının altında açığa çıkmıştır. Mekânların içleri daha sonra kerpiç ve balçıkla doldurulmuş, üzerlerine kalın kırmızı balçık sıvandıktan sonra Orta Tunç Çağı 2. Yapı katına ait çakıl taban döşenmiştir.

Erken Demir Çağı Yerleşimi

Erken Demir Çağına tarihlenen karakteristik el yapımı, yatay oluk bezeli veya yumru bezeli kaplara ait parçalar, çukurlarda ele geçmiştir. Hellenistik döneme tarihlenen tabanı altında bulunan taş döşeme ve kül çukuru üst seviyelerinde belirlenen taş döşeme ile bu tabana yerleştirilmiş, içinde bir çanak bulunan küp ile çevresindeki kül katmanları % 90 oranında Erken Demir Çağı seramiği içermektedir. 5 m çapında ve 2 m derinlikteki çukurun beyaz sıvalı tabanı üzerinde at nalı biçimli bir ocak bulunmuştur. Büyük çukurda seramik dışında taş ağırlıklar ve bir tunç fibula ele geçmiştir. Çukur evler genellikle göçer toplulukların kışlak olarak kullandığı geçici konutlar olarak nitelenmektedir. Küçük boyutlu bazı çukurların ise tahıl ambarları olarak kullanıldıkları anlaşılmaktadır. Bu çukurlarda ele geçen seramik kap parçaları saman ve mineral katkılı tek renkli Erken Demir Çğı seramiği örneklerinden oluşmaktadır. Tüm kaplar elde biçimlendirilmiş, ortalama % 30 kadarı derin yatay oluklarla ve yumrularla bezenmiştir. Bu tipte bezemeler Yukarı Dicle, Yukarı Fırat ve Van Gölü havzalarında MÖ 12-10. yüzyıllara tarihlenmektedir.

Hellenistik ve Roma Dönemleri

Salat Tepe kazılarında kuzey yarısında bulunan yuvarlatılmış köşeleri bulunan dörtgen pise yapı ile açmanın batı tarafında taban üzerinde dörtgen bir ocak, Hellenistik dönem seramiği veren tabana aittir. Ocağın benzerleri Hellenistik döneme tarihlenmektedir. En üstteki tabaka çakıl taban üzerine inşa edilmiş taş temel kalıntıları ve köşesinde tandır bulunan bir pise duvarlı yapı köşesi ile temsil edilmektedir. Benzeri Kavuşan Höyük’ten bilinmektedir. Bu tabakaların altında açmanın kuzeydoğu bölümünde yanmış, delikli bir taban ile doğusundaki taş dizilerinden oluşan mimari kalıntılar Hellenistik döneme tarihlenmektedir. Kuzey bölümünde kazılan bir çukur içerisinde düz ve boyalı Geç Demir Çağı kapları ile kırmızı kenarlı ince cidarlı Hellenistik Dönem çanakları birlikte ele geçmiştir.

Ortaçağ ve Sonrası

En üst seviyelerinde açığa çıkartılan pise duvarlar, Ortaçağa tarihlenmektedir. Taş temel kalıntıları ve ocaklar, fırınlar ve tandırlardan oluşan mimari kalıntılar, düzgün bir plan şeması çıkartılmasına olanak vermemektedir. Bu yapı kalıntılarının üzerinde yapıların üst yapısına ait olabilecek yıkıntı ve molozlara rastlanmamıştır. Yapıların üst kısımlarına ait yıkıntıların bulunmayışının yanı sıra, herhangi bir yapıya ait olduğu belirlenemeyen çok sayıda ocağın bulunması, bu dönemde tepe üzerinde geçici barınakların kurulmuş olabileceğini düşündürmektedir. Bu tür barınaklar, büyük olasılıkla göçer topluluklar tarafından kullanılmış olmalıdır. Bu yapıların seramiği MS 5-6. Yüzyıllara tarihlenmektedir.

Tepe üzerinde Geç Roma ve Ortaçağa tarihlenen malzeme içeren çan biçimli, 2.5-3 m derinlikte ve ortalama 3 m derinlikte çok sayıda tahıl ambarı kazılmıştır. Kazılan bir ambarın tabanı düzensiz kerpiçlerle örülmüştür.

Salat Tepe Ortaçağ sonrasında artık yerleşim alanı olarak kullanılmamıştır. Tepe üzerine ve eteklerine çok sayıda mezar bırakılmıştır. Bu mezarlardaki iskeletler başları batıda, ayakları doğuda olmak üzere sır üstüne yatırılmış, çoğunun başı ve kısmen de üst gövdesi güneye yöneltilmiştir. Tepenin etekleri halen mezarlık olarak kullanılmaya devam etmektedir.

Salat Çayı Yüzey Araştırması

2008 yılında Dicle Nehri, Salat Çayı ve İstasyon Yolu arasında kalan 3000 hektarlık alanda yapılan yüzey araştırmaları, Salat Tepe’nin bütün bu dönemler boyunca yalnız olmadığını, her dönemde Salat Çayının doğusundaki ve Dicle Nehrinin kuzeyindeki tarım alanlarında ve taranan alanın kuzey bölümündeki, çok sayıda gölün yer aldığı kısımda yerleşildiğini göstermiştir. Bölgede belirlenen toplam 26 buluntu noktasının 15 adedi yerleşim ve kullanım alanları, 4 adedi çakmaktaşı işliği, 5 adedi mezarlık ve iki adedi köprüdür. Bunların yarısı önceden bilinmekte, bunlardan dördünde (Salat Tepe, Aşağı Salat, Salat Cami Yanı, Gre Dimse) kurtarma kazıları yapılmaktadır.

Tek alanda toplanan Erken Neolitik döneme ait kaba mineral katkılı kaplara ait parçalar Salat Cami Yanı kazısında MÖ 7. Bine tarihlenmektedir. Bölgede Geç Neolitik döneme tarihlendirilebilecek malzemeye rastlanmamıştır. Erken ve Geç Ubeyd kültürüne ait bulgulara iki alanda, Geç Ubeyd boyalıları ve tek renkli kap parçalarına dört alanda rastlanmıştır.

Salat Tepe’de bilinen el yapımı Erken Demir Çağı seramiğine 5 alanda, Yeni Assur dönemi standart seramiği 10 yerleşim alanında belirlenmiştir. Bu döneme ait alanların yoğunluğu ve birbirlerine olan mesafelerinin az olması, küçük tarımcı çiftliklerinin varlığını düşündürmektedir. Hellenistik-Roma dönemlerine ait malzeme, tek alanda ele geçmiştir.

Ortaçağ malzemesi 10 alanda toplanmış olup, yoğun ve birbirlerine yakın olan bu yerleşimler büyük olasılıkla mahalleler ya da mezralardan oluşan tarımcı topluluklara aittir. Yeni ve Yakınçağ malzemesi toplanan beş alan dışında bu çağda kullanılmış iki köprü ile beş mezarlık alanı saptanmıştır.

Yukarı

A wonderful serenity has taken possession of my entire soul, like these sweet mornings of spring which I enjoy with my whole heart. I am alone, and feel the charm of existence in this spot, which was created for the bliss of souls like mine.

I am so happy, my dear friend, so absorbed in the exquisite sense of mere tranquil existence, that I neglect my talents. I should be incapable of drawing a single stroke at the present moment; and yet I feel that I never was a greater artist than now.

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth, a thousand unknown plants are noticed by me: when I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel the presence of the Almighty, who formed us in his own image.

Duis dictum tristique lacus, id placerat dolor lobortis sed. In nulla lorem, accumsan sed mollis eu, dapibus non sapien. Curabitur eu adipiscing ipsum. Mauris ut dui turpis, vel iaculis est. Morbi molestie fermentum sem quis ultricies. Mauris ac lacinia sapien. Fusce ut enim libero, vitae venenatis arcu. Cras viverra, libero a fringilla gravida, dolor enim cursus turpis, id sodales sem justo sit amet lectus. Fusce ut arcu eu metus lacinia commodo. Proin cursus ornare turpis, et faucibus ipsum egestas ut. Maecenas aliquam suscipit ante non consectetur. Etiam quis metus a dolor vehicula scelerisque.

Nam elementum consequat bibendum. Suspendisse id semper odio. Sed nec leo vel ligula cursus aliquet a nec nulla. Sed eu nulla quam. Etiam quis est ut sapien volutpat vulputate. Cras in purus quis sapien aliquam viverra et volutpat ligula. Vestibulum condimentum ultricies pharetra. Etiam dapibus cursus ligula quis iaculis. Mauris pellentesque dui quis mi fermentum elementum sodales libero consequat. Duis eu elit et dui varius bibendum. Sed interdum nisl in ante sollicitudin id facilisis tortor ullamcorper. Etiam scelerisque leo vel elit venenatis nec condimentum ipsum molestie. In hac habitasse platea dictumst. Sed quis nulla et nibh aliquam cursus vitae quis enim. Maecenas eget risus turpis.