About us

Hirbemerdon Tepe Kazısı

Hirbemerdon Tepe, modern Bismil ilçesinin yaklaşık 40 km güneydoğusunda, Dicle nehrinin batı kıyısında, nehrin Batman Su ile birleştikten sonra S şeklinde kıvrıldığı noktada yer alır. Yerleşme (Resim 1), jeomorfolojik yapısı gereği, nehrin teraslarında biriken alüvyal mil tabakası üzerine kurulmuş bir Dış Kent, kil katmanlarından oluşmuş doğal bir göl ve doğal bir kayalık alan üzerine kurulmuş bir Yukarı Kent ve onun aşağısına, vadinin hemen yanına kurulmuş geçici yerleşim alanlarına sahip bir Aşağı Kent’ten oluşmaktadır.

Hirbemerdon Tepe’deki arkeolojik çalışmalara, 2003 yazında yerleşimin kronolojik evrelerini anlamaya yönelik bir yüzey araştırması ile başlanmıştır. 2004’te ise bilimsel çalışmalara, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Bölümü’nden gelen araştırmacılar tarafından Dış Kent’te (20x20 m²lik 38 adet plankarede) ve Yukarı Kent’te (20x20 m²lik 4 adet plankarede) yapılan jeomanyetik yüzey araştırmalarıyla devam edilmiştir. Dış Kent’te, mimariye ilişkin olarak bir dizi yatay taş temelli yapı grubu ve resimdeki siyah-beyaz çözünürlükte görüldüğü gibi yüksek oranda elektriksel kutup farklılıklarına neden olan çeşitli fırınların bulunduğu yuvarlak yapılar tespit edilmiştir. Yukarı Kent’te rastlanan Güneybatı-Kuzeydoğu yönündeki uzun cadde ile taş mimariye sahip mekânlar serisi ile çeşitli yerlerde taban üzerine çökmüş yangın alanları tespit edilmiştir.

Hirbemerdon Tepe’deki ilk altı çalışma sezonu yerleşmedeki kronolojik dönemleri kesin bir biçimde ortaya çıkarmış, yürütülen bilimsel araştırmalar sonucu en eskiden en yeniye doğru aşağıdaki gibi bir yerleşme kronolojisi belirlenmiştir.

I. Evre – Kalkolitik Dönem (Geç Kalkolitik 3) (yaklaşık M.Ö. 4. binyılın ilk yarısı)

Bu arkeolojik evreye Dış Kent’te (B Alanı) ve Yukarı Kent’in (E Alanı) doğu tarafında yapılan sondaj çalışmalarında rastlanmıştır. Mimariye ilişkin olarak şimdiye kadar B Alanı’nda sadece birkaç dağılmış kerpiç duvar kalıntısı, E Alanı’nda ise temel taşları tespit edilmiştir. Bu tabakada, bol miktarlarda kadehlere (Resim 2), içe kıvrık dudaklı ve küresel gövdeli, saman yüzlü kaplara rastlanmıştır.

II. Evre – İlk Tunç II (Ninive V) (yaklaşık M.Ö. 3. binyılın ikinci çeyreği)

Bu evre sadece Yukarı Kent’in doğusunda, kare planlı mekanlar, dar bir geçit, ve basamaklı bir koridorun ortaya çıkarıldığı alanda izlenebilmektedir. Yine bu alanda ateşle ilgili faaliyetlerin gerçekleştirilmiş olabileceği çok sayıda mimari yapı içeren geniş bir mekana rastlanmıştır. Çanak Çömlek üretimi açısından, İTÇ II evresinde yerel Kahverengi Açkılı Mallar ile Kırmızı Açkılı Mallar yaygındır. Bunların yanı sıra, bu arkeolojik tabakada ağız hizasından üçgen kulplu pişirme kapları da bulunmuştur.

IIIA Evresi – Geç İlk Tunç Çağı (Sargon Sonrası Dönem veya İTÇ/OTÇ geçiş evresi) (yaklaşık M.Ö. 3. binyıl sonu ve ikinci binyıl başı)

3. binyılın sonlarında yerleşim alanlarının özellikle Dış Kent, Yukarı Kent’in kuzeyi ve büyük olasılıkla Aşağı Kent’e doğru genişlemesi ile yerleşme yapısında değişimler gözlenmektedir. Dış Kent B Alanı’nda yer alan ve çeşitli ritüellerde kullanılmış olan platformlar ile Yukarı Kent’te yer yer rastlanan taban kalıntıları dışında bu evreye dair çok az mimari kalıntı bulunmaktadır. Bu durum, bu yapı evresinin bir sonraki IIIB Evresi’nde tamamen yenilendiğini göstermektedir. Ayrıca, IIIA evresinin buluntuları çoğunlukla Orta Tunç Çağı’na ait mimari yapı grubunun inşasında kullanılan dolgu malzemesinden gelmektedir. Çanak Çömlek bakımından, bu evrede Dicle çevresinde ve Kuzeydoğu Suriye’deki birçok yerleşmede rastlanan Portakal Rengi Koyu Dudaklı Çanaklar göze çarpmaktadır.

IIIB Evresi – Orta Tunç Çağı (OTÇ I/II) (M.Ö. yaklaşık 2000-1600)

Hirbemerdon Tepe’deki en önemli arkeolojik evre M.Ö. 2. binyılın ilk yarısına aittir. Bu evrede, yerleşme genelinde, özellikle de Dış Kent’te, Yukarı Kent’in kuzeyinde ve Aşağı Kent’teki geçici yerleşmelerde, taş temelli kerpiç ya da pise üstyapılı mimari göze çarpmaktadır. Özellikle Dış Kent’te, geniş dış mekânlardan ince duvarlarla ayrılan, işlik ya da ahır olarak yorumladığımız bir dizi yapı grubu tespit edilmiştir. Yukarı Kent’te devam eden kazılarda 1100 m² alana sahip, geniş bir mimari yapı grubuna ait kalıntılara rastlanmıştır.  Bu yapı grubunun Yukarı Kent’in tamamını kapladığını göstermiş, ayrıca kuzey kenarın yine bu gruba ait kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan ana caddeye paralel şekilde inşa edilmiş bir istinat duvarı ile sınırlandığını ortaya koymuştur. Bu duvar, Yukarı Kent’in yaklaşık 100 metre kuzeyinde yer almaktadır. Yapı grubunun batı kenarında ise anakaya içine oturtulmuş duvar temelleri tespit edilmiştir. Ana cadde, bu yapı grubuna ait iki ana bölümü fiziksel anlamda birbirinden ayırmaktadır. Yukarı Kent’in düzensiz zemin yapısı ise, tutarlı bir yapı inşası için yapay terasların kullanımını zorunlu kılmıştır. Bu bakımdan, yapıdaki farklı seviyeleri birbirine bağlamak için merdivenler, basamaklı koridorlar ve dış mekânlar kullanılmıştır. Yapı grubunun duvarları tabandan 30 ila 120 cm yüksekliğe kadar günümüzde hala korunmaktadır. Duvarların yapımında ya kerpiç tuğla ya da taş duvar üzerinde pise tekniği kullanılmıştır. Tabanlar ise, ana toprak, ana toprak üzerine döşenmiş kil tabanlar, geniş yassı taşlı tabanlar ve çakıl taşlı tabanlar olmak üzere dört farklı tipten oluşmaktadır. Taban üzerine çökmüş çatı malzemelerinden, çatıların yapımında saman ve sıvanmış ahşap hatılların kullanıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, çoğunlukla kuzey bölümde kullanılmış yatay ve dikey su kanallarından oluşan bir su kanalı sistemi de yapı grubunun en göze çarpan özelliklerinden biridir. Su kanalı sistemi bu bölümde bulunan işlikler açısından fonksiyonel bir önem taşımaktadır. Yapı grubuna dair en büyüleyici unsur ise büyük olasılıkla batı bölümü güneydoğu bölümden ayıran dış mekân (piazza) idi. Törensel objelerin varlığı bu alanın, yapı grubunun kamusal/törensel bölümüne ait olduğunu düşünmemize neden olmuştur. Piazza, T şeklinde bir plana sahip olup, doğuda törensel bir binanın duvarları ile yapı grubunun üst evresinde kazemat işlevi gören iki mekânla sınırlanmaktadır. Batı bölümde piazzanın batı kaldırımına bitişik, orta genişlikte taşlardan örülmüş oval bir yapı bulunmaktadır. Bu yapı büyük olasılıkla dış mekanda gerçekleştirilen törensel faaliyetlerle bağlantılı bir tür ritüel teknesi olabilir. Bu varsayım, yapı grubu içinde benzerlerine rastlanmayan, güçlü törensel özelliklere sahip iri çanak çömlek parçaları, bezemeli kil adak levhaları, insan ve hayvan figürinleri ile bezemeli kaplar gibi çeşitli objeleri içeren ve piazzanın yüzeyini kaplayan kalın maddi kültür tabakasına dayanmaktadır. Piazzada böyle törensel objelerin varlığı yakınlarda törensel bir yapının varlığına işaret etmektedir. Bu varsayım, 2007’de Güneydoğu Bölüm’de yapılan kazılar sonucu kanıtlanmıştır. Güneydoğu Bölüm’ün mimarisi bir giriş yapısı, bir dizi küçük mekânlar grubu, bir mutfak ve merkezinde orta büyüklükte taş ve harç karışımından yapılmış bir altar bulunan uzun bir ana mekândan oluşmaktadır.

IIIC Evresi – Geç Tunç Çağı (Nuzi dönemi) (yaklaşık M.Ö. 1550-1350)

Yukarı Kent’te bulunan mimari yapı grubunun Geç Tunç Çağı’nda terk edilme evresi, ‘erken’ Habur ve Nuzi Malları tipindeki birkaç boyalı seramik parçası ile temsil edilmektedir. Ayrıca, yapı grubunun ve üzerinde Geç Tunç Çağı seramiği ile ilişkili çeşitli mimari kalıntılar tespit edilen piazzanın dolgusunun temizliği sırasında KKFAM tipi çanak çömlek grubu ele geçmiştir. Bu durum bize, mimari yapı grubunun çöküşünden sonra, sadece piazza üzerinde tekrar bir yerleşme olduğunu düşündürmektedir.

IVA Evresi – Erken Demir Çağı (Yivli Kaplar, yaklaşık M.Ö. 1150-900)

Yerleşmenin terk edilmesinden sonra, ikinci binyılın sonu ve birinci binyılın ilk yarısında tekrar yerleşme görülmektedir. Bu evrede, Yivli Kaplar olarak da bilinen dudak çevresinde kazıma ya da aplik bezemeli, yiv, düğüm ya da çarpı gibi desenlerle bezenmiş yerel üretim kâse ve çömlekler karşımıza çıkar. Bu tür bazı kapların dış yüzeyi oldukça açkılıdır. Bu tip çanak çömleklere Anadolu’da ve Kuzey Suriye’de bazı Demir Çağı yerleşmelerinde çok yaygın olarak rastlanmaktadır.

IVB Evresi – Demir Çağı (Yeni Asur Dönemi, yaklaşık M.Ö. 900-610)

Bir önceki evrenin izlerine, bölgesel bir başkent sayılan Ziyaret Tepe’nin (Tushan) ortaya çıkışıyla bölgenin sosyo-ekonomik yerleşim düzeninde çok ani değişimlerin yaşandığı Yeni Asur döneminde de rastlanmaktadır. Hirbemerdon Tepe’de bu döneme ait kalıntılarla hem Dış Kent’te hem de Yukarı Kent’te karşılaşılmaktadır. Önceki evreye ait yapıların ise bu evrede tekrar kullanıldığı ve çok sayıda çukurun bu döneme ait malzemeyle doldurulduğu gözlenmiştir. Bununla beraber, bu evrede Yeni Asur Günlük Mallar tipi kâse ve çömlekler karşımıza çıkar.

V. Evre – Geç Demir Çağı/Hellenistik Dönem (Yeni Asur Dönemi sonrası, yaklaşık M.Ö. 600-300)

Bu evreye ait belirgin bir mimari tespit edilememiştir. Genelde, çukurlarda ya da silolarda çanak çömleğe rastlanmıştır. Bu evrede, Boyalı Kaplar (üçgen desenli küpler) ve açık mavi sırlı kapların erken tipleri görülmektedir.

VI. Evre – Orta Çağ (Sırlı Kaplar, yaklaşık M.S. XII-XIV. yüzyıllar)

Yerleşimin hemen hemen her yerinde Orta Çağ’a dair mimari yapılar ve çukurlar görülmektedir. Özellikle E Alanı’nda tespit edilen geniş bir mekândan Sırlı Kaplar, Krem Renkli Kaplar, Kazı Bezemeli Kaplar ve Günlük Mallar olmak üzere XII ile XIV yüzyıllarla ilişkili çeşitli kaplar ortaya çıkarılmıştır.

VII. Evre – Osmanlı/Yakın Çağlar (XVI. Yüzyıl’dan sonrası)

Yukarı Kent’in yüzey toprağındaki bazı çukurlarda çeşitli pipolar ve porselen kırıkları bulunmuştur. Bu veriler yakın zamanlarda höyük üzerinde dağınık bir yerleşme olduğunu doğrulamaktadır. Ayrıca, bu görüş Osmanlı Dönemi’ne ait tarihi dökümanlarla da desteklenmektedir.

Bölgesel Yüzey Araştırması

Hirbemerdon Tepe ve çevresindeki bölgede gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalar, tarım ve avcılığa dayalı karma bir ekonominin anlaşılması için gereken özellikleri birarada barındıran Yukarı Dicle Vadisi’nde, kronolojik bir çerçeve kurulması bakımından çok büyük önem taşımaktadır. Hirbemerdon Tepe’de bulunan mimari yapı grubu aynı bölgede yer alan Salat Tepe, Ziyaret Tepe, Kavuşan Tepe, Girnavaz gibi diğer küçük ve orta ölçekli Orta Tunç Çağı yerleşmeleri ile benzerliklerin kurulması açısından gerekli veriler sağlamaktadır. 

Orta Tunç Çağı mimari yapı grubunda sürdürülen kazılar, bu dönemde Mezopotamyalı tüccarlar ile Anadolu toplulukları arasında gerçekleştirilen uzun mesafe ticaretinin daha iyi anlaşılabilmesi için yeni bilimsel veriler sağlamaktadır. Bu ticaret sayesinde, tüccarların Yukarı Dicle bölgesinden şarap gibi önemli mallar ithal etmesi yazılı kaynaklardan da bilinmektedir.

Sonuç olarak, Hirbemerdon Tepe’deki arkeolojik çalışmaların ilk altı sezonu, küçük ve orta ölçekli yerleşmelerin kırsal bağlamda ne gibi bir rol oynadığını anlamaya yönelik araştırmalara ışık tutmaya çalışmıştır

Yukarı

A wonderful serenity has taken possession of my entire soul, like these sweet mornings of spring which I enjoy with my whole heart. I am alone, and feel the charm of existence in this spot, which was created for the bliss of souls like mine.

I am so happy, my dear friend, so absorbed in the exquisite sense of mere tranquil existence, that I neglect my talents. I should be incapable of drawing a single stroke at the present moment; and yet I feel that I never was a greater artist than now.

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth, a thousand unknown plants are noticed by me: when I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel the presence of the Almighty, who formed us in his own image.

Duis dictum tristique lacus, id placerat dolor lobortis sed. In nulla lorem, accumsan sed mollis eu, dapibus non sapien. Curabitur eu adipiscing ipsum. Mauris ut dui turpis, vel iaculis est. Morbi molestie fermentum sem quis ultricies. Mauris ac lacinia sapien. Fusce ut enim libero, vitae venenatis arcu. Cras viverra, libero a fringilla gravida, dolor enim cursus turpis, id sodales sem justo sit amet lectus. Fusce ut arcu eu metus lacinia commodo. Proin cursus ornare turpis, et faucibus ipsum egestas ut. Maecenas aliquam suscipit ante non consectetur. Etiam quis metus a dolor vehicula scelerisque.

Nam elementum consequat bibendum. Suspendisse id semper odio. Sed nec leo vel ligula cursus aliquet a nec nulla. Sed eu nulla quam. Etiam quis est ut sapien volutpat vulputate. Cras in purus quis sapien aliquam viverra et volutpat ligula. Vestibulum condimentum ultricies pharetra. Etiam dapibus cursus ligula quis iaculis. Mauris pellentesque dui quis mi fermentum elementum sodales libero consequat. Duis eu elit et dui varius bibendum. Sed interdum nisl in ante sollicitudin id facilisis tortor ullamcorper. Etiam scelerisque leo vel elit venenatis nec condimentum ipsum molestie. In hac habitasse platea dictumst. Sed quis nulla et nibh aliquam cursus vitae quis enim. Maecenas eget risus turpis.