İç Kale

Diyarbakır Surlarının kuzeydoğu köşesine yerleştirilen İçkale’nin tarihi muhtemelen bu bölgenin ilk yerleşik halkı olan Hurri-Mitanniler (M.Ö. 4.-3. bin ) dönemine kadar iner. İç Kale, Romalılar tarafından şimdiki şehir surlarının yapılması ile özel bir önem kazanmış ve her devirde yönetim merkezi olmuştur. İç Kaleyi saran ve şimdiki Artuklu Kemerinden geçen ilk surlar daha sonra yıkılmış, Kanuni Süleyman döneminde 1524-1526 yıllarında surlarla çevrilerek genişletilmiştir. Genişletmeye dair kitabesi İçkale de Saray Kapı üzerinde bulunmaktadır. 16 burçlu İçkale’nin de dört kapısı bulunmaktadır. Fetih ve Oğrun Kapıları dışa, Saray ve Küpeli kapıları da kente açılmaktadır. İç Kale’de çok değerli tarihi yapılar bulunmaktadır.

Virantepe ve Artuklu Sarayı

İçkale’nin kuzeybatısında yer alan Virantepe ve Top tepe olarak adlandırılan höyük yığma bir tepe üzerindedir.   Diyarbakır’ın aynı zamanda çekirdek kuruluş noktası olup höyükte yapılacak arkeolojik kazı ve araştırmalar kent tarihi  hakkında birçok belge ve bilgiye ulaşmamızı sağlayacaktır. Virantepe’de 1961-1962 yıllarında yapılan kazılar sonucunda, etrafı surlarla çevrili, Artuklu Hükümdarı Melik Salih Nasıreddin Mahmud (1200-1222 ) dönemine ait bir sarayın temelleri açığa çıkarılmıştır. Zengin renkli taş mozaik ve çini süslemelerle oldukça gösterişli selsebil ve   haçvari eyvanlarla çevrili fıskiyeli bir havuza sahip olan sarayın, renkli taş ve cam küplerden oluşan mozaik süslemeleri, Türk mimarisinde ilk kez burada görülmektedir. Doğu bölümünde saraya çıkışı sağlayan merdivenler açığa çıkarılmış ve saray girişinin, alttaki kemerin yanından olduğu belirlenmiştir. Saray Anadolu’da karşımıza çıkan diğer saraylar içinde kendine özgü özellikler sergilemektedir. Bu da Türk Mimarisi’nin uzun gelişimi içinde eski geleneklere bir dereceye kadar bağlı kalmaktadır. Kazı yapılan alanlarda açığa çıkan kısımlarda plan ve süsleme açısından Karahanlılar, Gazneliler, Büyük Selçuklular Devrinden beri gelişerek gelen özelliklere bağlı kalınmış zaman zaman da bölgesel özelliklerin katıldığı görülmüştür.

Artuklu Kemeri

Artuklu Döneminde İçkale’ye girişi  sağlamaktadır. 10 m. genişliğinde, sivri kemerli bu girişin üzerindeki büyük boyutlu nesir yazılı kitabede h. 603 ( 1206-1207 ) tarihi görülmektedir ki buda sarayla aynı döneme ait olduğunu göstermektedir. Kemerin iki yanındaki kireç taşına işlenmiş aslan – boğa mücadelesini işleyen kabartma ile kemerin, Ulu Caminin doğu girişinin bir tekrarı olduğu görülmektedir.

Aslanlı Çeşme

İçkale’de kemerli girişin hemen karşısında yer alır. 19. yy sonlarına tarihlenmektedir.  Üçgen alınlıklı çeşmede, dilimli kemere sahip niş içerisine yerleştirilmiş aslan heykelinin ağzından suyun akışı sağlanmıştır. Orijinalde iki aslanın bulunduğu çeşmede aslanlardan biri bugün yerinde bulunmamaktadır.

Atatürk Müze Ve Kütüphanesi

19. yy sonlarına tarihlenmektedir. Mustafa Kemal Paşa’nın 1917 yılında II. Ordu Komutanı iken karargah olarak kullandığı bina, 1973 yılında 7. Kolordu Komutanlığınca düzenlenip Komutan Atatürk Müze ve Kütüphanesi olarak hizmete açılmıştır.

Kentin sürekli yönetim birimlerinin yer aldığı İçkale de Artuklu kemerinin iç kısmında yukarıda anılan yapıların dışında 19. yy. tarihlenen yapılar da idari binalar olarak günümüze dek hizmet vermişlerdir.  

Yukarı

A wonderful serenity has taken possession of my entire soul, like these sweet mornings of spring which I enjoy with my whole heart. I am alone, and feel the charm of existence in this spot, which was created for the bliss of souls like mine.

I am so happy, my dear friend, so absorbed in the exquisite sense of mere tranquil existence, that I neglect my talents. I should be incapable of drawing a single stroke at the present moment; and yet I feel that I never was a greater artist than now.

When, while the lovely valley teems with vapour around me, and the meridian sun strikes the upper surface of the impenetrable foliage of my trees, and but a few stray gleams steal into the inner sanctuary, I throw myself down among the tall grass by the trickling stream; and, as I lie close to the earth, a thousand unknown plants are noticed by me: when I hear the buzz of the little world among the stalks, and grow familiar with the countless indescribable forms of the insects and flies, then I feel the presence of the Almighty, who formed us in his own image.

Duis dictum tristique lacus, id placerat dolor lobortis sed. In nulla lorem, accumsan sed mollis eu, dapibus non sapien. Curabitur eu adipiscing ipsum. Mauris ut dui turpis, vel iaculis est. Morbi molestie fermentum sem quis ultricies. Mauris ac lacinia sapien. Fusce ut enim libero, vitae venenatis arcu. Cras viverra, libero a fringilla gravida, dolor enim cursus turpis, id sodales sem justo sit amet lectus. Fusce ut arcu eu metus lacinia commodo. Proin cursus ornare turpis, et faucibus ipsum egestas ut. Maecenas aliquam suscipit ante non consectetur. Etiam quis metus a dolor vehicula scelerisque.

Nam elementum consequat bibendum. Suspendisse id semper odio. Sed nec leo vel ligula cursus aliquet a nec nulla. Sed eu nulla quam. Etiam quis est ut sapien volutpat vulputate. Cras in purus quis sapien aliquam viverra et volutpat ligula. Vestibulum condimentum ultricies pharetra. Etiam dapibus cursus ligula quis iaculis. Mauris pellentesque dui quis mi fermentum elementum sodales libero consequat. Duis eu elit et dui varius bibendum. Sed interdum nisl in ante sollicitudin id facilisis tortor ullamcorper. Etiam scelerisque leo vel elit venenatis nec condimentum ipsum molestie. In hac habitasse platea dictumst. Sed quis nulla et nibh aliquam cursus vitae quis enim. Maecenas eget risus turpis.